benim kocaman bi film arşivim var
çok uzun süren ama çok da sıkmayan bi film. lakin adamın sahaya gelip de uğursuzluk getirmesine çok üzüldüm lan. brad pitt de baya yaşlanmış yalnız bunu da gördüm. lakin yaşlandıkça çok daha iyi oyuncu olmuş o ayrı. neyse genel olarak izlenecek bi filmdi.

çok uzun süren ama çok da sıkmayan bi film. lakin adamın sahaya gelip de uğursuzluk getirmesine çok üzüldüm lan. brad pitt de baya yaşlanmış yalnız bunu da gördüm. lakin yaşlandıkça çok daha iyi oyuncu olmuş o ayrı. neyse genel olarak izlenecek bi filmdi.

bi bok anlamadığım film. adam sanki hadi izleyin de siktirin gidin der gibi bi hızla çekmiş filmi. kadının halüisnasyonlar gördüğünü de çok geç anladım zaten. ama mila kunisle sevişme sahneleri cidden güzeldir. sonra thomas denen adamın dans ederken bunu baştan çıkarması da epey iyiydi. ve tabi ki son sahne muhteşemdi zaten. ama bi daha izler miyim pek sanmıyorum.

bi bok anlamadığım film. adam sanki hadi izleyin de siktirin gidin der gibi bi hızla çekmiş filmi. kadının halüisnasyonlar gördüğünü de çok geç anladım zaten. ama mila kunisle sevişme sahneleri cidden güzeldir. sonra thomas denen adamın dans ederken bunu baştan çıkarması da epey iyiydi. ve tabi ki son sahne muhteşemdi zaten. ama bi daha izler miyim pek sanmıyorum.

diğer müzikal filmlerden farklıdır ama çok eğlenceli bi filmdir. evin içinde dans ede ede izleyebilirsiniz. ayrıca blues candır can.

diğer müzikal filmlerden farklıdır ama çok eğlenceli bi filmdir. evin içinde dans ede ede izleyebilirsiniz. ayrıca blues candır can.

değişik bir film. aslında tamamiyle 4s kuralı üzerine kurulu bi film. ama kendini asan adamın bakkalda yaptığı konuşma cidden içler acısıydı. bana hayatta nasıl bi yere gelmeye çalışmamıızı, sürekli bir şeyler istediğimizi ve sürekli birilerini memnun etmeye çalıştığımızı anlattı. 
filmin en canımı alan yeri ise 59. dakika ile 69. dakika arasında zeynep’in mehmet’e olan aşkını anlattığı sahne. çoğumuzun başına gelmiştir zaten öyle bir şey.

değişik bir film. aslında tamamiyle 4s kuralı üzerine kurulu bi film. ama kendini asan adamın bakkalda yaptığı konuşma cidden içler acısıydı. bana hayatta nasıl bi yere gelmeye çalışmamıızı, sürekli bir şeyler istediğimizi ve sürekli birilerini memnun etmeye çalıştığımızı anlattı. 

filmin en canımı alan yeri ise 59. dakika ile 69. dakika arasında zeynep’in mehmet’e olan aşkını anlattığı sahne. çoğumuzun başına gelmiştir zaten öyle bir şey.

jim morrison ölmemiş arkadaşlar val kilmer’ın ruhuna girmiş ya da bilemedim şimdi. ama o kadar benzerlik fazla arkadaş cidden fazla. bir de meg ryan’dan güzel bi hippi olurmuş. film sana ne kattı derseniz de yeni bi john lennon gözlüğü en kırmızısından. *

gelmiş geçmiş en iyi gruplardandır.

come on baby light my fireee

jim morrison ölmemiş arkadaşlar val kilmer’ın ruhuna girmiş ya da bilemedim şimdi. ama o kadar benzerlik fazla arkadaş cidden fazla. bir de meg ryan’dan güzel bi hippi olurmuş. film sana ne kattı derseniz de yeni bi john lennon gözlüğü en kırmızısından. * gelmiş geçmiş en iyi gruplardandır. come on baby light my fireee

it’s all happening lafının defalarca dillendirildiği ve rock’n’roll ruhunun sonlarını bize gösteren muhteşem ötesi filmdir. rock müzik temellerine baktığınızda ufak otobüslerle seyahat eden rockcı abilerimizin sonradan nasıl tırlarla seyahate başladığını ve o clean tonların, saf müziğin, gerçek müzik aşkının nasıl kapitalizme yenik düştüğünü görebiliyorsunuz. ahanda bu film bize bundan bahsediyor. tamam belki müzik seks, uyuşturucu, partiler, kızlar değil ama o dönemde adamlar en iyi şarkıları çıkarmışlar. eskileri dinlerken aldığım keyifi şu an alamıyorum ben.hatta filmde bi sahne var. eski bi groupie russell ile muhabbet ederken yanlarından kızlar geçiyor ve kız onlara kızıyordu. groupieliği basitleştirdikleri için. bu da bunun gibi. groupielik nasıl değiştiyse müzik kalitesi ve anlayışı o şekilde değişti. izlemeyenin belki de bir şey kaybetmeyeceği ama izleyenin çok şey anlayacağı ve kazanacağı filmdir. çok sevdim ben.hep diyorum ben “o dönemde yaşasaydım groupie olurdum” diye.

it’s all happening lafının defalarca dillendirildiği ve rock’n’roll ruhunun sonlarını bize gösteren muhteşem ötesi filmdir. 
rock müzik temellerine baktığınızda ufak otobüslerle seyahat eden rockcı abilerimizin sonradan nasıl tırlarla seyahate başladığını ve o clean tonların, saf müziğin, gerçek müzik aşkının nasıl kapitalizme yenik düştüğünü görebiliyorsunuz. ahanda bu film bize bundan bahsediyor. tamam belki müzik seks, uyuşturucu, partiler, kızlar değil ama o dönemde adamlar en iyi şarkıları çıkarmışlar. eskileri dinlerken aldığım keyifi şu an alamıyorum ben.

hatta filmde bi sahne var. eski bi groupie russell ile muhabbet ederken yanlarından kızlar geçiyor ve kız onlara kızıyordu. groupieliği basitleştirdikleri için. bu da bunun gibi. groupielik nasıl değiştiyse müzik kalitesi ve anlayışı o şekilde değişti. 

izlemeyenin belki de bir şey kaybetmeyeceği ama izleyenin çok şey anlayacağı ve kazanacağı filmdir. 
çok sevdim ben.

hep diyorum ben “o dönemde yaşasaydım groupie olurdum” diye.

bol seks az diyalog diye giden ama aralarda aşka dair güzel mesajlar veren duygusal bi sonu olan eğlencelik bi film

bol seks az diyalog diye giden ama aralarda aşka dair güzel mesajlar veren duygusal bi sonu olan eğlencelik bi film

içinde büyük göndermelere ve mesajlar barındıran filmdir. eğlencelidir. güldürürken düşündürmek deyimi tam da bu film için geçerlidir. ayrıca beni çocukluğuma götürüp çocukken yediğimiz şimdilerde çok az yerde bulunan çikolataları, şekerlemeleri aklıma getirmiştir.

johnny depp’in her rolün altından başarıyla kalktığını bi kez daha göstermiştir ve burda birazcık dj bülent’e benzemiş sanki.

içinde büyük göndermelere ve mesajlar barındıran filmdir. eğlencelidir. güldürürken düşündürmek deyimi tam da bu film için geçerlidir. 
ayrıca beni çocukluğuma götürüp çocukken yediğimiz şimdilerde çok az yerde bulunan çikolataları, şekerlemeleri aklıma getirmiştir.

johnny depp’in her rolün altından başarıyla kalktığını bi kez daha göstermiştir ve burda birazcık dj bülent’e benzemiş sanki.

tekrar tekrar izlenilesi bi modern külkedisi filmi. içinde birçok klişeyi barındırmakla birlikte sonu çok güzeldir. sonunda da dendiği gibi orası hayaller şehridir ve herkesin bi hayali vardır.

tekrar tekrar izlenilesi bi modern külkedisi filmi. içinde birçok klişeyi barındırmakla birlikte sonu çok güzeldir. 
sonunda da dendiği gibi orası hayaller şehridir ve herkesin bi hayali vardır.

brad pitt’in mimiklerinin berbat olduğu, kevin spacey’in muhteşem bi oyunculuk sergilediği film. morgan freeman için bir şey diyemiyorum o adam bütün filmlerinde aynı kalitede gibi. en azından izlediklerim öyle.sonunda ben somerset ve mills ölür diye düşünmüştüm. ayrıca kutunun için gösterilmedi belki ama somerset’in tepkilerinden içinde mills’in karısının kafasının olduğunu düşündüm. yani bence mantıklı olan da oydu zaten.sonuç olarak 2 saat boyunca kasvetli havasıyla, yağmuruyla, karanlık çekimiyle ve cinayetleriyle gerim gerim germiştir.

brad pitt’in mimiklerinin berbat olduğu, kevin spacey’in muhteşem bi oyunculuk sergilediği film. morgan freeman için bir şey diyemiyorum o adam bütün filmlerinde aynı kalitede gibi. en azından izlediklerim öyle.

sonunda ben somerset ve mills ölür diye düşünmüştüm. ayrıca kutunun için gösterilmedi belki ama somerset’in tepkilerinden içinde mills’in karısının kafasının olduğunu düşündüm. yani bence mantıklı olan da oydu zaten.

sonuç olarak 2 saat boyunca kasvetli havasıyla, yağmuruyla, karanlık çekimiyle ve cinayetleriyle gerim gerim germiştir.

contador de visitas